Reklam
Reklam

Mazbata evine ulaştı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yeni dönem görevine önce dualarla, sonra mesai arkadaşlarıyla bir araya gelerek başladı.

Mazbata evine ulaştı
  • Yayınlanma5 Nisan 2024 12:57

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, üçüncü kez göreve gelişinin simgesi mazbatayı yanına alarak, Saraçhane’de, mesai arkadaşlarıyla buluştu. İmamoğlu, “Bir Cumhurbaşkanı, 17 bakan ve müesses medyanın yüzde 95’i ve her türlü devlet imkanıyla, hatta bizlerin vergisiyle yaşamını sürdüren kamuya ait yayın kuruluşlarıyla kampanya yürüten, seçimi kazanmak için her yolu mubah gören, para dağıtmak, seçmen kaydırmak gibi birçok anlamsız siyaset anlayışı, geçtiğimiz bu seçimle millet nezdinde kesinlikle geri dönülmez bir biçimde mahkum olmuştur” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yeni dönem görevine önce dualarla, sonra mesai arkadaşlarıyla bir araya gelerek başladı. CHP kurmayları, eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu, annesi Hava İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu ve yeğenleriyle Saraçhane’deki makam odasında bir araya gelen İmamoğlu, Mustafa Demir Hoca’nın okuduğu dualarla, ikinci döneminin ilk mesai gününe başlamış oldu. Daha sonra tarihi İBB binası önünde toplanan mesai arkadaşlarıyla ve kalabalık bir vatandaş topluluğuyla buluşan İmamoğlu, konuşmasına uzun bir teşekkür listesiyle başladı. İmamoğlu, “Ülkemizde gerçekten önemli bir seçimi geride bıraktık ve demokrasinin hala, başta İstanbul olmak üzere, memleketimizin her köşesinde dipdiri olduğunu bu seçimlerde yaşadık. İstanbul gibi eşsiz bir şehrin, paha biçilmez bir emanetin sorumluluğunu bir kez daha üstlenmek onurunu bana yaşatan herkese ama herkese yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

“O ANLAYIŞ, 23 HAZİRAN 2019’DA ESASLI BİR DEMOKRASİ DERSİ ALDI”

Bu seçimlerde halkın çok önemli bir sınav verdiğine dikkat çeken İmamoğlu, tarihi konuşmasının devamında şunları söyledi:

“Bir yandan ekonomik krize, enflasyona ve hayat pahalılığına tepki gösterdi, bir yandan da ‘demokrasi, hukuk, adalet, barış, eşitlik ve özgürlük istiyoruz’ dedi. Bu önemli bir sesti. 31 Mart 2024 seçimlerinde vatandaşın verdiği mesajın, öncelikle iktidar tarafından iyi okunması gerekiyor. Seçmenin ortaya koyduğu tarihi bir mesaj ve tarihi bir irade olduğunu düşünüyorum. Bu seçim, Türkiye siyasi tarihinin en önemli kırılmalarından birisidir ve artık geriye dönüş olmaz. Demokrasi bir kez uyandı mı özgürlük bir kere hayat buldu mu, ondan kimse kaçamaz. Geri dönüş çabaları, nafile çabalar olur. Hatırlayın; 31 Mart 2019 gecesi Anadolu Ajansı’nın veri akışını kesmesiyle başlayan süreçte, ne yazık ki bir anlayışla mücadelemiz vardı. O anlayış, makamları ya da bir seçim bölgesini, İstanbul’u kendi mülkü gibi gören bir anlayış. Tabii bu anlayışın neler yaptığını birlikte gördük, yaşadık. Millet iradesini hiçe sayan o anlayış, 23 Haziran 2019’da aslında esaslı bir demokrasi dersi aldı. Ama maalesef buradan yeterince ders çıkartmadı.”

“MİLLETİN İRADESİNİ BEĞENMEYİP, KENDİ İSTEKLERİNİ DAYATANLARIN MİLLETİN VİCDANINDA YERİ OLMADIĞI TESCİLLENDİ”

“2019’da başlayan o süreç, bugüne kadar farklı boyutlarıyla birlikte aralıksız bir biçimde devam etti. 5 yıl boyunca bizleri engellemek, başarısız kılmak için ellerinden geleni yaptılar. Dönem dönem fazlasıyla gerçek dışı suçlamalarla ve iftiralarla bize halkın gözünde küçük düşürmeye çalıştılar, gayret ettiler. Siyasi maksatlı mesnetsiz davalarla, her gün ayrı bir teftiş ve soruşturmayla bizi yıldırmaya uğraştılar. Tabii 5 yıl boyunca onlar bizimle uğraşırken biz ise gerçek hayata, milletin bize yüklediği sorumluluğa, yani İstanbul’un sorunlarıyla mücadele ettik. Pazar günü yapılan seçimde, yalnızca bizim 5 yıllık performansımız oylanmadı. Aynı zamanda, hukuk ve demokrasi dışı yöntemlerle siyaseti dizayn etmeye çalışan, kendini milletin üzerinde gören bir anlayışın meşruiyeti de oylandı. Oylamanın sonucu ortadadır. Milletin iradesini beğenmeyip, kendi isteklerini dayatanların, halkın seçilmiş temsilcilerini yok sayıp engellemeye çalışanların, devletin, hukukun, yargının ve demokrasinin ayarlarıyla oynayanların milletin vicdanında yeri olmadığını, milletimizin asil tavrı sandıkta tescil etmiştir.”